

Her
derginin bir amacı vardır. Bu dergi de öyle. Amacımızı ilk sayımızda beyan etmediysek
bile anlamışsınızdır sanırım. Ben yine de kelimelerle anlatmaya çalışayım: Bu
dergi Kapalıçarşı kültürünü canlandırıp yarınlara taşınmasını sağlamak; Kapalıçarşı'yı
layık olduğu yere yani bir dünya kültür merkezi konumuna taşımak; geçmişte yitirilen
taşlarını yerlerine yerleştirmek için vardır ve var olmayı sürdürecektir. Elinizde
tuttuğunuz ikinci sayıda bunu sanırım daha somut bir biçimde göreceksiniz. Mimar
Yılmaz Kuyumcu ve Arkeolog Nezih Başgelen'in köşe yazılarına bir bakın; her
ikisinin de bağıra bağıra aynı şeyi söylediğini göreceksiniz. Burçak Evren'in
Avrupalı seyyahların Kapalıçarşı'nın muhteşem zamanlarını anlatan
kitaplarından derlediği izlenimlere bir göz atın. Ya da Prof. Şevket Pamuk'un
bir anlamda Kapalıçarşı'nın eski düzenini anlatan yazısını okuyun. Emin Nedret
İşli'nin araştırmasında Kapalıcarşı tarihinin ufacık bir halkasını inceleyin.
Her yazıda bir tek şey
göreceksiniz: Kapalıçarşı'da artık tekrarlanmaması gereken hataları ve gerçekleştirilmesinin
artık kaçınılmaz olan doğruları işaret eden oklar. O okları izleyin. Biz o işaret
oklarını dikmeye ısrar ve inatla sürdüreceğiz. İyi bir Kapalıçarşı dileklerimle.
