Naci Balaban
   

 

 
Sarah Muldowney İngiliz bir model.
Sekiz senedir Kapalıçarşı'ya uğruyor. Kapalıçarşı'yı çok sevdiğini söyleyen Muldowney Çarşı'da ikram edilen elma çayına karşı büyük bir sempati besliyor.
main
Kendisiyle tanıştığımda, bir halı mağazasında annesiyle oturmuş elma çayı içiyordu. Kendisi tüm samimiyetiyle bir manken olduğunu söylemese aklımın köşesinden bile geçirmezdim manken olduğunu. Hem de sıradan bir model değildi; sekiz yıldan beri Yıldırım Mayruk defilelerinin vaz geçilmez isimlerinden biri olmuştu. Çok sade bir görünümü vardı: Ayağında sıradan bir pantolon, üstünde pastel bir tişört ve ve üstüne uygun yine sıradan bir ayakkabı. Sanırım nemlendiriciler dışında yüzünde herhangi bir makyaj olmadığını söylememe gerek yok.
Elindeki yeşil bir sıvı ihtiva eden bardağa garip garip baktığımı görünce "Kapalıçarşı'da elma çayı içmeden edemiyorum" dedi "Başka hiçbir şeye benzemiyor. O kadar baştan çıkarıcı bir hali var ki. Bardaklar dolusu içebilirim. Bu Kapalıçarşı'ya özel bir şey. "Bu tercihi daha önce bir çok turistten duymuş ama bir anlam verememiştim. Bana ve geleneğe göre ince belli cam bardaktaki tavşan kanı bir çay Kapalıçarşı'da bir halı ya da mücevher pazarlığı yapılırken içilen tek şeydi. Sarah Muldowney muzipçe gülümsedi: "Şimdilerde moda bu" dedi "Başkabir yerde de bulamazsınız. Bulsanız bile aynı lezzeti alamazsınız." Sarah Muldowney sekiz
senedir İstanbul'a geliyormuş ve bu arada Kapalıçarşı'yı en az yirmi kez ziyaret etmiş. "Bir haftanın tamamını burada geçirebilirim" diyen Sarah'ın evi buradan satın aldığı eşyalarla doluymuş. Evinin minder, halı, yaygı, fener, avize, tabure, masa ve gümüşle dolu olduğunu anlatıyor. Evi, küçük bir Kapalıçarşı modeline benziyormuş. Kapalıçarşı'ya ilk kez gelen bir yabancı, kalabalık, gürültü ve satıcıların taciziyle karşılaşınca -eğer hazırlıklı değilse- neye uğradığını şaşırabilir. Ama Sarah tam tersini düşünüyor: "Satıcıların tacizi beni rahatsız etmiyor. Hatta eğer umursamazsanız keyif bile alabilirsiniz. Zaten bunlar Kapalıçarşı'yı Kapalıçarşı yapan unsurlardan biri."
Unsurlarla neyi kast ettiğini soruyorum. "Her şeyden bir parça" diyor "Bana biraz Mısır'ı hatırlatıyor. Gürültü, patırtı, telaş, halı, pazarlık, herşey. Burası apayrı bir dünya. Burada bir dükkanda elma çayıyla yapılan bir sohbeti dünyada hiçbir şeyle değişmem." n