
Kapalıçarşı,
tüm bu malların İstanbul halkına ulaştığı dağıtım noktası olarak işlev gördü.
Ticaretin karmaşasının, zirvelerde, yerini külliyelerle inancın geometrisine
bıraktığı İstanbul kenti ve tüm bu olağanüstü mekan organizasyonunun desteğini
alan Roma'nın Bizans'ın ve Osmanlı'nın siyasi yaşantısı...
Avrupa'yı ortaçağdan çıkartan, uygarlık ve teknolojiyle buluşturan, hümanizmayı
ve demokrasiyi en üst noktalara taşıyan hep ticaret ve onun getirdiği insan
ilişkileridir. Dünya üzerinde ticaret, özgürlüklerin, demokrasinin gelişmesini
sağlamıştır.
İnsanlar, evren, kendileri ve birbirleriyle ilgili önyargılarını önce ticaretin
ortamlarında aşmışlardır. Ticaretin gerçeği karşısında hiçbir hurafe dayanamamıştır.
İletişimi insanlar ticaretle birlikte öğrenmişlerdir. Turistin dilini iki günde
öğrenen ve ona o dilde pazarlama yapmaya çalışan Kapalıçarşı esnafına bakınız...
Hangi dil okulu bir dili bu kadar samimi ve süratli öğretebilir?
Kapalıçarşı işte bu ilişkilerin evrensel merkezidir.
Şimdi artık yeni bir dünyaya girdik...
Bu dünyada Kapalıçarşı ve temsil ettiği değerler tehlikede. Kapalıçarşı'nın
yeni dünyaya ayak uydurması, hem de hiç boşluk bırakmadan ayak uydurması gerekiyor.
Tek bir köşesi, avlusu, hanı işlevsiz kalmamalı. Bir taraftan turistler için
evrensel bir Kabe olurken diğer taraftan da İstanbul kenti için kaç tane köprü,
kaç tane çevre yolu yapılırsa yapılsın, gece gündüz yirmi dört saat yaşayacak
ve hizmet verecek bir çekim noktası olmalı.
Aynı anda tarihi değerleriyle müze, güncel kullanımıyla alışveriş merkezi; sesleriyle,
ritmleriyle tüm dünya müziklerinin buluşacağı konser mekanları; dünyanın tüm
yeni düşüncelerinin bilgilerinin buluşacağı konferans merkezleri; gastronomisiyle
tüm dünya ürünlerinin ve lezzetlerinin buluşacağı lokantalar; ürünlerin buluşacağı
fuarlar ve en önemlisi insanlarının buluşacağı Kapalıçarşı olmalı, olabilmeli...
Kapalıçarşı'mız da buna mekanları düzenleyecek, ulaşımı geliştirecek bir genel
plan ve onu destekleyecek eylem planı kadar yakın ve yatkın.
Bu geçmişte Roma'nın, Bizans'ın ve Osmanlı'nın elinde bir dünya merkezi olan
İstanbul'un bir kez daha dünyanın merkezi olması anlamına gelir.
Bizim dünyamızın merkezi.
Dünyamızı merkezsiz bırakmayalım.
"Turistin dilini iki günde öğrenen
ve ona o dilde pazarlama yapmaya çalışan Kapalıçarşı
esnafına bakınız... Hangi dil okulu
bir dili bu kadar samimi ve süratli öğretebilir?"
Son yüzyılda Kapalıçarşı'nın İstanbul için önemi, kent merkezinin özellikle
köprü ve çevre yollarıyla kuzeye geçmesiyle değişti ve farklılaştı. Bizans'tan
günümüze iki bin yıllık bir ticaret geleneğinin şekillendirdiği; aslında üstü
kapatılmış sokaklar ve kent içi hanlarından oluşan Kapalıçarşı; insanlık tarihinin
en eski ve en kesintisiz ticari yaşantısının izlerini taşıyor. İkibin yılı
aşan, doğunun batıya; insanlığın daha gelişmişe ya da daha az gelişmişe ama
her durumda farklı olana bağlandığı, bu


farklılığı
bir alışveriş ortamında maddi ve kültürel zenginliğe dönüştürdüğü, gelişmelerle
bu farklılıkları olumlu yönde aşmaya çalıştığı; sırf bu nedenle dahi uygarlık
tarihinin temelini oluşturan bir iz bu...Bizim izimiz, biz insanların izi...
Ticaret olmasaydı biz mağaralarda yaşıyorduk diyenler ne kadar haklı...
Kapalıçarşı'ya yükselen Uzunçarşı Caddesi Roma'dan beri aynı ismi taşıyor. Aşağılarda
yer alan Mısır Çarşısı, mısır bitkisinin değil Mısır ülkesinin çarşısı... Her
birisi bir ürünün adıyla tanınan kapanlar mallar taşıdı: Unkapanı, Yağkapanı,
Buğday kapanı.... Yani rıhtımlar, depolar, mallar tüccarlar ve yüzyıllar...
Akdeniz'in, Uzak Doğu'nun Avrupa'nın buluşma yerleri oldular. Han avluları kervanlar
ağırladı. Yukarıda zirveye yakın yerlerde