|
|

Kapalıçaşı'nın kimliğini
yitirdiğine dair
yaygın bir kanaat var. Bunu sadece Kapalıçaşı'yı tanıyan müşteriler değil,
çarsının eski esnafı da söylüyor. Ama hızla değişen dünyamızda Kapalıçaşı'nın
da değişmesini yadırgamak haksızlık değil mi?

zenginliği yüzyılların şaşırtıcılığı, değişik biçimlerde de olsa günümüzde
de sürüp gidiyor.
Şimdi diyebilirsiniz ki Kapalıçaşı'da nefes alıp veren kavaflar, yorgancılar,
marpuççular gibi birçok zanaat yok oldu gitti. Yanılıyorsunuz. Siz parlak
ışıklar arasındaki caddelerinde dolaşıp alışverişin ve tarihin keyfini sürerken,
Kapalıçaşı'nın göremediğiniz arka odalarında, yani kirli, paslı, tozlu ama
bir o kadar da keyifli atölyelerinde, Caşı'da gördüğünüz parlak ışıklı vitrinlere
konulmak üzere harıl harıl el emeği göz nuru mallar üretiliyor. Gelin, Çaşı'yı
hep beraber bu gözle bir kez daha dolaşalım.Kapalıçaşı'nın ihtişamını, yüzyıllar
boyunca mücevherleri, altını, halısı nadide eşyaları ve pahalı kumaşları oluşturmuş.
Aynı öğelere günümüzde de rastlıyorsunuz: Kapalıçaşı bugün de altının ve kuyumculuğun
merkezi; bugün de dünya halı ticaretinin göz bebeği; bugün de gerçek antikanın
yatağı; pahalı ve rengarenk ipek, lahur kumaşları bugün yok ama yerlerinde
janjanlı, yanar döner, akla gelmeyen her renkte kumaşlarıyla bugün de gözleri
okşamaya devam ediyor. Kapalıçaşı'nın bozulmazlığına, değişime kaşı direnirken
turizme ayak uydurabilmesinin en büyük göstergesi ise plastik ve elektroniğe
geçit vermemiş olması. Kapalıçaşı'da halı yine halı, mücevher yine mücevher,
antika yine antika.
Düşünülenin aksine geçmişe saygının çok önemli bir örneği yaşanıyor Kapalıçaşı'da:
Antika eşyaların tıpkı yapımları. Çaşı'nın dükkanlarında bir çok kaliteli
antika eşya görebiliyorsunuz. Eğer dükkan sahibi size söylemese gerçek antika
olduğuna inanabilirsiniz. Ama dükkan sahipleri asla bu konuda yalan söylemiyorlar.
Bildiğiniz sokaklarda günümüzde durum böyle işte. Şimdi gelin biraz sokakların
ardına, hanlar ve hanların ardına geçelim:
Kapalıçaşı'da kimi harap, kimi yarı kullanılan birçok han bulunuyor. Kapalıçaşı'nın
bilinmeyen yüzünü de bu hanlar oluşturuyor zaten. Bu hanların içinde en canlılarından
biri de Cebeci Han. Orijinal yapısından çok az bir kısmı kalan Cebeci Han,
bu haline rağmen Çaşı'nın esnaf yaşamını en iyi yansıtan mekanlardan biri.
İlk bakışta asmalı, çardaklı, kahveli, tuvaletli serin ve basit bir avluyu
andıran bu han dikkat ve sabırla dolaştığınızda inanılmaz bir Kapalıçaşı kesiti
sergiliyor. Birinci kattaki sahanlıklarda ve bu sahanlıkların ardında yer
alan oda ve odacıklarda, Çaşı'da satılan, kuyum ürünler dışında her tür malın
üretimi ve satışı sürüyor. Bir köşede seyyar berber bir esnafın sakalını ustura
ile alırken, arka odalardan birinde marpuç imal ediliyor; bir diğerinde ise
nargile. Çukur Han'a geçerseniz, kapalı kapılar ardında ince ince ve elde
gümüş eşya üretimini yine ufacık odalarda izleyebilirsiniz. Bir diğer handa
öldü denilen yorgancılığa, bir başka avluda ise nesli tükendiği sanılan gramafonların
tıpkı yapımının en güzel örneklerine rastlayabilirsiniz; mağaraya benzeyen
ve kapıdan başka cephesi olmayan bir köşede ise biblo kalıbı hazırlayan işine
hasta derecede aşık bir adama.
Kapalıçaşı denilince hiç kuşku yok ki hemen herkesin aklına gelen şeylerin
başında altın bulunuyor: Bilezikler, kolyeler, yüzükler, küpeler, binbir çeşit
takı. Gerçekten de Kapalıçaşı'da birçok ürün bulunmasına rağmen kuyumcuların
o parlak ışıklı rafları son derece çekici. Kuyumcular, daha çok nişanlanacak,
yeni evlenecek çiftlerin ve onlara takı alacak ailelerin kendilerine geldiğini
söylüyorlar.
Peki ya o parlak bilezikleri, çekici yüzükleri karanlık odalarda kaynak ışıkları
altında üreten işçiler ne düşünüyor altın hakkında. Bedesten'in hemen arkasında
bulunan küçücük mekanlarda üretilen altın takılar sanıldığı kadar kolay üretilmiyor.
Günün her saati oldukça sıcak mekanlarda -çünkü altını eriten ateş sürekli
yanıyor- çalışan işçiler, eski altınları eritip onlara yeniden şekil veriyorlar.
Kapalıçaşı'nın eski halini yitirdiğini savunanların en büyük dayanaklarından
biri, Sandal Bedesteni'nin günümüzdeki hali olsa gerek. Burada yapılan ve
bir zamanlar çok insanın hayal alemini zenginleştiren halı müzayedelerinin
artık yerinde yeller bile esmiyor. Kapalıçaşı'nın en önemli mimari öğlerinden
olan bu mekan döküntünün satıldığı bir yer görünümünde. Ancak bina sapasağlam;
yani ufak bir müdaheleyle müzayedeler yeniden yaşama geçirilebilir.
Sandal Bedesteni'ni gösterip Kapalıçaşı'nın tükendiğini söyleyenlere ise Cevahir
Bedesteni cevaplarını veriyor. Geçmişin ihtişamı, her tür antikayla burada
yaşamını sürdürüyor. Gerçek antika alıcısı iseniz, vitrinler sizi aldatmasın:
Daracık dükkanlarda fazla mal bulundurulamadığı için aradığınızı vitrinde
bulamazsanız içeriye girin ve sorun; büyük olasılıkla eliniz boş dönmezsiniz.
