Serbest bırakılan döviz fiyatlarının nasıl ve
kimlerce ve ayarlandığını hepimiz merak ediyoruz.
Kimileri Tahtakale'nin belirlediğini söylüyor.
Ama Tahtakale denilen yer Kapalıçarşı'nın ta kendisi. Dolar Kapalıçarşı'yla yatıyor, Kapalıçarşı'yla kalkıyor.

main
index
Artık çoluk çocuk haberlerden, döviz kurlarının nabzının Tahtakale'de attığını biliyoruz. Kamuoyu, Tahtakale denmesine rağmen Kapalıçarşı'nın Mahmutpaşa'ya açılan kapılarının dibinde çalışan telefonlu-telsizli birçok insanın, krizli günlerde deveyi hamuduyla götürdüğünü sanıyor. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil; evet sistem işliyor, hem de tıkır tıkır; ama Kapalıçarşı'daki Tahtakale borsasının dealerları hiç mi hiç mutlu değiller.
Kapalıçarşı'nın Tahtakalesi'ne giderken doğrusunu söylemek gerekirse heyecanlıydım. Çünkü orası tam anlamıyla bir erkekler dünyasıydı ve meslekleri dolayısı ile her biri çok gergin olmalıydı. Kolay değildi gün boyu milyonlarca dolarla oynamak. Varır varmaz da heyecanlanmakta ne kadar haklı olduğumu anladım ve önce sadece izlemeyi yeğledim. Daracık çıkmaz sokakta bir vaveyladır gidiyordu: İnsanlar birbirine bağırıyor; telefonlarda, telsizlerde Türkçe ama anlam veremediğim şeyler konuşuluyor; neye işaret ettiği belli olmayan rakamlar ağızdan ağıza dolaşıyor; bir koşuşturmacadır gidiyordu. Hiç bir şeyi çözemiyor, hiç bir şeye anlam veremiyordum.
İzlem sürecim uzun sürmedi. Benim döviz bozdurmaya geldiğimi sanan birkaç 'borsacı' hemen yanaştı: Kaç dolar bozduracaktım; telefonla muameleler genelde 100 bin dolardan aşağıya olmuyordu; ben ayakta geldiğim için 2 bin dolarlık muamele yapabilirlerdi; yoktu öyle 100, 200, 500 dolar bozdurmak. Bunca gürültü patırtıya rağmen ortada bir tek banknot görünmüyordu.
Bir müddet sonra döviz bozdurmayacağımı ya da almayacağımı anlayınca, Tahtakale 'oyuncuları' benim gibi genç bir kızın orada ne aradığımı merak etmiş olmalılar ki etrafımı çeviriverdiler. Anlattım meramımı: Gazeteciydim ve merak etmiş gelmiştim. Hemen ilgi gösterdiler.
O arı kovanı misali daracık çıkmaz sokağın önünde duruyor, içeriye girmek için can atıyor ama çekiniyordum. Etrafımı çevirenlerden birine sordum; cevap çok netti: Girebilirdim ama giremezdim: Orada işlem yapanların gözleri hiçbir şeyi görmez, ayaklarının altında kimsenin dolanmasını istemezlermiş. Kısacası özellikle de bir bayan için pek de hayırlı olmayabilirmiş. Bu değerlendirmeleri diğerleri de onaylayınca 'çıkmaza' girmekten anında vaz geçtim.Erkeklerin dünyasının ortasına düşmüş bir kadın oluşum, çöldeki bir vaha kadar olmasa da, oldukça ilgi toplamama ve herkesin yanıma gelmesine yol açıyordu. Bu bir bakıma iyi de oldu çünkü böylece dolar piyasamızın oluşumunda rol alan isimsiz kahramanlarla çaba göstermeden tanışma fırsatı buldum. O arada kulak verdiğim konuşmalarda bu piyasada sadece gazete öykülerinde değil gerçekte de dolara "tam", marka "çeyrek" dendiğini öğrenmiş oldum. O arada etrafıma kümelenenlerden ağırlığı olduğu anlaşılan biri bana buranın tarihçesini anlatmaya başladı. Diğerlerinin de başlarıyla sık sık onayladığı bu anlatım filmi Özal dönemiyle başlıyordu:
"1982'de serbest ekonomiye geçişle birlikte Merkez Bankası'nın döviz kuruna göre döviz arz ve talebi belirlenmekteydi. O sıralarda yurtdışındaki havaleci kişiler dışardan döviz getirip bankalara yüksek fiyatla satarak dövizi hoplatıp zıplatmaktaydılar. Döviz, aşırı hareketliydi ve şimdiki Merkez Bankası kontrolü uygulamasının aksine bir önceki günden devreden kur da önemsenmekteydi."Söz 5 Nisan kararlarına gelince filmin akışı da değişiyordu. 5 Nisan'da, devalüasyon sonucu Tahtakale piyasasının çok para
kazanmasının nedeni o sıralarda işsizliğin fazla olmamasıymış. Son devalüasyonda ise Tahtakale piyasası üçlü koalisyona çok inanmış olduğu için zarar etmiş. ?imdilerde işini kaybedenler ya da emekli olanlar Tahtakale piyasasında iş yapma amacıyla dolar satıp almakta ve işi iyi bilmedikleri ve hükümete olan güven sıfırlanmış olduğu için de genellikle zarar etmektey-mişler. Etrafımı saran ve 15 senedir bu piyasada çalıştıklarını söyleyen -ister aracı deyin, broker deyin, dealer deyin; adına her ne derseniz deyin- kişiler, artık zamanlarda sadece komisyona talim ettiklerini belirtiyorlar üzülerek.
Başta cinsiyetime yönelik olduğunu sandığım ilginin sıkıntıların ifadesine dönüştüğünü görüyorum. Devam ediyorlar sıkıntılarını anlatmaya.
Son günlerde ANAP Kongresi'nden sonra Genel Kurmay'ın sert çıkması bankaların piyasalara güvenini daha da azaltmış. Tahtakale'de hakim olan genel kanı hükümetin iç borçlanmaları geri ödeyemeyeceği yönünde. Siyasilere olan güvenin tamamen yitirildiğine inandıkları için de 2002'de yeni bir krizin çıkacağına kesin gözüyle bakıyorlar. Her ne kadar hükümet Merkez Bankası rezervlerinin, doların dalgalanmasından fazla etkilemeyeceği ve turizm sayesinde yeterli gelir sağlayacağını gibi tahminleri ileri sürse de, Tahtakale'dekiler buna inanmamakta ve bunları ütopik olarak nitelendirdikleri için dalgalı kurun başarısız olacağını; bu uygulamanın hatalı olduğunun başından beri apaçık olduğunu düşünüyorlar.Tahtakaleliler, yanlışlardan dönüşün bir dolar eşittir iki milyon lira paritesine gelindiğinde olacağına inanıyorlar. Mevcut uygulamaların şu anki rejime çözüm olamayacağını iki milyon eşiğinde Merkez Bankası'nın da anlayıp, yeni bir sisteme (örneğin dövizin belirli bir oran aralığında değişmesine izin verildiği "band sistemi"ne) geçerek, piyasanın yatıştırılmaya çalışılacağını söylüyorlar. Hükümet değişse bile bir şey değişmeyeceğini, seçimin ekonomiye sadece yeni külfetler getireceği görüşü hakim. Elektrik ile doğalgazın dolara endekslenmiş olması ise kışın zor geçeceğinin en önemli işaretlerinden biri olarak değerlendirilmekte. Eylül ayında çıkacak olan vergi numarası sisteminin de zaten sistemde görünmeyen doların, daha büyük bir çoğunluğunun yastık altına gitmesine, kısacası liradan kaçışa neden olacağı fikri paylaşılmakta.
Tüm gün verilen çaba en ufak bir arbitraj fırsatını yakalayabilmek için. TV'de çıkan bir tek haber, ekonominin silahşörleri arasında yayılan en ufak bir spekülasyon, Tahtakale piyasasını allak bullak etmeye yetebiliyor. Esnaf ellerinde cep telefonu ya da telsiz, Kapalıçarşı içindeki dükkanlarında Reuters'ı ve TV'yi takip etmekte olan patron ya da ortaklarından alimat ve haber alarak her gün içinde bulundukları kumardan ekipçe kazanç sağlamaya çalışıyor. Ne var ki; konuştuğum kişilerin hep altını çizdiği gerçek, artık para kazanmadıklarıydı. Özellikle krizden sonra işlerinde hiç getiri kalmamış, uzun senelerdir bu piyasada olanlar da dahil, birçoğu riskten kaçınmak için sadece komisyonla çalışmaya başlamış. Türkiye'deki sistem o kadar karışık ve içinden çıkılmaz, yorumlanamaz bir hal almış ki, bazen ekonomide ertesi gün ne olacağını kestirebilmek için burada koşuşturanlara gerekli olan tek şey altıncı hisleri. Yaptıkları işlemlerin sonucunun şansla yakından kurduğu bu ilişki esnafın işinin tadını kaçırmaya yetiyor elbette!
Tahtakale piyasasında bankalar kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, şirketlerin yüksek meblağlardaki alımları için de aracılık yapıyorlar. Halkın Tahtakale piyasasını tercih etme nedeni ise hem resmiyete girmek istememesi, hem de Tahtakale dolarda ilk el olduğu için bankaya göre daha uygun kurlardan, yani daha yüksek karlarla işlem yapılabilmesi... Günlük olarak ortalama 25 milyon dolar işlem yapılıyor Tahtakale'de. En az işlem olduğu gün yaklaşık 10 milyon dolar, en yoğun günlerde ise bu miktar 40 milyon dolara kadar varıyor. Bu rakamları duyunca günlük kuru, Tahtakale'nin belirlemesine şaşmamak gerek sanırım.
Tahtakale piyasası saat 10:00'dan akşam 18:00'e dek açık kalıyor, işlemlerin en yoğun olduğu saatlerse 10:00-11:00 arası ve saat 14:00 suları. "Söz senettir" diyen esnaf işlemleri ticaretin bir numaralı kuralı olan güven ve söz üzerine kurmuş, sanırım geçen bunca senede kurdukları en güzel şeylerden biri de bu güven...Tahtakale Piyasası'na gittiğimde, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde geçirdiğim dört sene boyunca Tahtakale esnafının sadece bir yılda kolaylıkla edindiği ekonomiye bakış açısını yakalayamamış olduğumu farkettim, üstelik bunu anlamak beş dakikamı bile almadı! Benim fikrimi sorarsanız, Kapalıçarşı'ya yolunuz düşsün diye beklemeyin, siz de birkaç saatinizi ayırıp Tahtakale piyasasını görmeye gidin, piyasalarda yön belirleyici sıfatını hakkıyla edinmiş olan bu yeri görüp, ekonominin nabzını tutun.

Tahtakale'deki bu daracık sokağa girmek yürek ister

Dealerlar talimatları Kapalıçarşı'daki patronlarından telsiz yada telefon aracılığı ile alırlar