|
|

Kapalıçarşı'nın kapılarının
açıldığı
tek meydan Beyazıt Meydanı'dır.
Beyazıt Meydanı, geçmişteki ve bugünkü
önemini ve ününü büyük ölçüde
Kapalıçarşı'nın varlığına borçludur.

İstanbul'un siyasi ve tarihi mekanlarının en önemlilerinden biri olan Beyazıt
Meydan'ı, kendini çevreleyen Beyazıt semtindeki önemli yapılar nedeniyle de
kentin görsel malzemesi en bol olan mekanlarındandır. Osmanlı genelkurmayının
(Daire-i Umur-ı Askeriye) ve en büyük ticaret merkezi Kapalıçarşı ve Sandal
Bedesteni'nin burada oluşu, Beyazıt Camii ve medreselerinin meydanda bulunuşu
nedeniyle de bu semt İstanbul'a yolu düşenlerin uğrak yeri haline gelmiştir.Fotoğraf
öncesi kitaplarda gravür, sonrası eserlerde fotoğraf ve kartpostal olarak
pek çok görüntüsü bulunabilen Beyazıt Meydanı, tarihi pek çok olaya tanıklık
etmiş bir İstanbul mekanıdır. Osmanlı dönemindeki siyasi önemini Cumhuriyet
döneminde kültürel alanda sürdüren Beyazıt Meydanı ve çevresi, genç Cumhuriyet'in
en eski ve köklü üniversitesi kabul edilen İstanbul Üniversitesi'nin faaliyette
bulunduğu mekan olması nedeniyle önemini korumuş hatta arttırmıştır.
İstanbul Üniversitesi ve çevresinde oluşan kültür mekanları (Belediye Kitaplığı,
Beyazıt Umumi Kütüphanesi, Türkiyat Enstitüsü gibi) pek çok bilim adamı, edebiyatçı,
düşünürün uğradığı veya yaşadığı yer olmuştur.
Kültürel hayatın dışında Beyazıt Meydanı'nın en büyük özelliklerinden birisi
de Kapalıçarşı gibi Osmanlı dış ve iç ticaretinin merkezi sayılan bir yapıya
açılıyor olmasıdır. Kapalıçarşı eski İstanbulun en önemli ticaret merkezidir.
Bütün bu nedenlerden Beyazıt Meydanı bir ilgi odağı halindedir. Beyazıt Meydanı'na
gelip Kapalıçarşı'yı ziyaret eden -bunlara James Robertson'dan başlayan bütün
fotoğrafçılar dahil- bütün yabancı gezginler Beyazıt Meydanı ve semtini görütülemişlerdir.
İstanbul'da en çok fotoğrafı çeki en mekanlardan biri olan Beyazıt Meydanı'nın
pek çok fotoğrafı ve buna bağlı olarak yüzlerce kartpostalı vardır. Beyazıt
ve çevresinin ilk fotoğrafları 1850-1860 yılları arasında James Robertson
tarafından çekilmiştir. İstanbul'a gelip görüntü almak isteyen pek çok fotoğrafçı
gibi Beyazıt Yangın Kulesi'ne çıkarak kentin panaoramik fotograflarını çeken
Robertson, Beyazıt Meydanı'nı, Kapalıçarşı'yı, Seraskerlik Dairesi'ni, Beyazıt
Külliyesi'ni görüntülemiştir.Daha sonra gezgin ve yerleşik fotoğrafçıların
objektiflerinden elde edilen görüntüler kartpostalların gündelik yaşamda kullanıma
girmesiyle ticari malzeme olarak karşımıza çıkarlar. Pascal Sabah, Guillaume
Berggren, Apollon, Abdullah Frères, Basil Kargoupulo gibi fotografçıların
görüntülerini kartpostallara yansıtarak üreten pek çok kartpostalcı ve kırtasiyeci
İstanbul'un bu güzel mekanının bol malzemesinden gereğince yararlanmışlardır.
Ünlü karpostal yayımcısı Max Fruchtermann, Beyazıt ve civarı ile ilgili 40
tane kartpostal yayımlamıştır.Ayrıca Furchtermann 10 tane de Kapalıçarşı kartpostalı
