Kim sevmez ki tezgahta dokunmuş
bir halıyı.
Ama bilerek bakınca halı bir başka güzel, bir başka alımlı durur. Halıcı Celalettin
Vardarsuyu bu sayımızda başlayarak size halıyı anlatacak.

Adı
ister halı olsun, kilim olsun, ister sumak olsun; yere serilen her tür dokumaya
genel olarak yaygı adı verilir. Batılılar ise elde dokunan her tür yaygıyı ?ark
halısı (Oriental carpet) olarak nitelendirir. Bu tür genellemeler, halıyı anlatırken
yanılgılara ya da yanlış anlamalara yol açmaktadır. Bu ve bundan sonraki yazılarımda
bu tür yanlış anlatımlara yol açmamak için bir sınıflandırma yapmak istiyorum.
Bundan böyle el dokuması halı ibaresini benim kalemimden her gördüğünüzde, Balkanlar,
Anadolu, Kafkasya, Orta Asya, Pakistan, Hindistan, Tibet, Afganistan ve Çin'de
dokunan halıları tanımladığımı anlayabilirsiniz. 16. yüzyıldan, 20. yüzyılın
başlarına kadar Batı'da , Avrupa ve ABD'de el dokuma halılar her ne kadar yapılıyor
ise de konunun fazla dağılmaması için şimdilik sadece ilk paragrafta sözünü
ettiğimiz ülkelerdeki halılara dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Burada ikinci
bir tanım daha yapmak gerekiyor. El dokuma yer yaygılarını, yani halılar, kilimler,
sumaklar ve cicimlerde genel bir ayrım yapmak gerekirse tamamını, ticari amaçlar
için dokunmuş ve dokuyucunun kendi evinde kullanılmak üzere dokunmuş yaygılar
diye ikiye ayırabiliriz.
Ticari amaçla, yani bir başkasına satılmak üzere dokunmuş yaygılar (halılar,
kilimler, sumaklar) diğer halılar kadar çekici değildir. Bu olguyu, sanat değerleri
diğer halılara göre daha düşüktür diye de ifade edebiliriz. Ama şunu da önemle
belirtmek gerekir ki bu, ticari halıların daha az emek gerektirdiği ya da diğer
halılardan daha az değer taşıdığı anlamına gelmez. Bunların tek ortak yanı,
satılmak için dokunmuş olmalarıdır.
Bu tür halıların da özenle dokunmuş olanlarında Türk olsun, Ermeni olsun, Çinli
olsun sayısız gönlü güzel kadının göz nuru, el emeği vardır. Unutmayalım ki
sadece para kazanmak için dokunmuş olsalar da, bu halıların bazılarında dönemlerinin
en kaliteli malzemeleri kullanılmıştır. Ayrıca: bizde Sivas, Uşak, Ladik, Milas;
İran'da Tebriz, Sultanabat, Bidjar; Ermenistan'da Goli-farangoli; Hindistan'da
Agra, Çin'de hanedan; Mısır'da Mamaluk halıları; tümü dokundukları günlerin
beğenileri göz önünde bulundurularak fevkalade özgün boyalarla boyanmış ve pek
çoğu Batılı tasarımcılar tarafından şekillendirilmişti. (19. yüzyılın ikinci
yarısında Avusturyalı Ziegler isimli tasarımcının yaptığı gibi).
Bir kısmı ise, dokundukları ülkelerde satılmaları amaçlandığından, o ülke
aristokrasisinin zevkine yön veren sanatkarlarca tasarlanmış ve halı imalat
firmaları tarafından işçiliğin nispeten ucuz olduğu yörelerde dokutulmuştur.
İşte bunlara yeni eski ayırımı yapmadan, ticari olarak dokunmuş halılar diyoruz.
Bunların dürüst dokunmuşları fevkalade güzel ev eşyalarıdır ve hemen hepsi
seri olarak dokunmuştur. Rağbet gören ticari halı modelleri çok sayıda üretilirse
de, yeni ya da eski, güzellikleriyle sahibine keyifli duygular yaşatan ev
eşyalarıdır. Ama hepsi birbirinin tekrarı olduğundan yaratıcılık unsuru desene
yansımaz.Dokuyucu tarafından kullanılmak üzere dokunmuş yaygılara gelince:
Bu tür halılarda kullanılan malzeme genellikle çok kalitelidir. Desen orantılarının
saptanması, renklerin seçimi ve uyumu ile kompozisyonda, dokuyan kadın tamamen
hürdür. Çünkü o, bu halıyı kendisi için ve ailesine, akrabalarına, komşularına
göstermek için dokumaktadır. Dokurken de tüm duygu birikimlerini ortaya dökmektedir.
İşe başladığım ilk yıllarda, gayri ticari olarak dokuma yapan dokuyucularla
karşılaştığımda onlarla yaptığım sohbetlerde en çok dikkatimi çeken husus
dokuyucuların konuşmalarında ben öğesine çok çok değer vermeleri idi: "Bu
halıyı ben dokudum"; "O halıyı kızım dokudu"; "Bu navmalın
üç kanadını ben

dokudum";
"Bir kanadını kaynanam dokudu" gibi. Bu, gerçek anlamda sanatsal bir
sahiplenmenin ifadesidir. Bir ressamın resmindeki imzası ne ise, gayriticari
dokumalarda da ben o kadar güçlü bir öğe olmuştur. Hatta bazen dokuyucu, görünümüyle
mükemmel olan bazı parçaları, kocaman kocaman harflerle yazılmış bir isim ve
soyadı ile berbat etmeyi dahi göze alabiliyor ve halının orta yerine adını soyadını
dokuyabiliyordu. Bu da, yaptığı eseri sahiplenmenin en somut örneğidir.
Ticari ya da gayri ticari, her tür halıda, halının diğer insanlar tarafından
beğenilmesi esastır. Fakat beğenilme esası ticari halılarda, önce imalatçı (ki
bu bir ticari işletmedir ve öncelikle karını düşünür), sonra desenci, sonra
boyacı ve sonra dokuyucu kadın tarafından paylaşılmaktadır. Gayri ticari halılarda
ise bütün bu işler tek bir kadın tarafından yapılmıştır ve ortada beğeni bekleyen
bir tek ego vardır.
Türkiye'de eskiden ticari amaçla dokunmuş halıların başlıcalarının üretildiği
yöreler arasında Uşak, Feshane, Sivas, Gördes, Bor, Konya-Zile, Kırşehir, Mucur,
Ladik, Bandırma ve Kayseri'yi sayabiliriz. Günümüzde ise yeni imalatçıların
dokudukları halılar vardır: Bunlar Kayseri, Hereke, Sultanhan, Niğde ve Yörük'tür.
Bu yörelerin yanı sıra son yıllarda ihracat güdümlü dokunan fakat ihracatın
durmasıyla beraber iç piyasaya yönelen imalatçıların kendi isimlendirdikleri
halılar da vardır.
Gayriticari olarak dokunan halıları ise sınıflandırmak mümkün değildir. Karadeniz
bölgesi hariç olmak üzere, yüzyıllardır Türkmen kökenli Yörükler nerede yaşamışlarsa
o yörelerde gayri ticari halı dokumuşlardır.
Güney Marmara ve İç Ege 'de 17. ve 18. yüzyılda halıcılık alanında şaheserler
yaratılmıştır. Orta Anadolu'da Konya çok çok önemli bir merkezdir. Ürgüp civarında
bu yüzyılın başına kadar çok önemli eserler dokunmuştur. Doğu Anadolu'da, 1930
hatta 1940'lara kadar, Malatya, Antep, Kağızman, Elazığ'da çok değerli halıların
dokunduğu bilinir.
Yukarıda da değindiğim gibi ister ticari olsun ister gayriticari, her halı gerçek
bir sanat eseridir. Bu sayıda çok genel bir klasman yaptık. Önümüzdeki sayılarımızda
çerçeveyi giderek daraltacağız.